Sabahattin Ali’den seçilen bir öykü parçası, 17 Ekim 2026’da Ankara’da genç çevirmen adaylarının önüne gelecek. Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı’nın düzenlediği 3. Genç Çevirmen Adayları Yarışması, Almanca, Arapça, Farsça, Fransızca ve İngilizce alanlarında eğitim gören son sınıf lisans öğrencilerini aynı sorunun etrafında buluşturuyor: Bir edebî metin, başka bir dile geçerken yalnızca neyi söyler, neyi de kaybeder; asıl önemlisi, neyi yeniden kurar? Yarışmanın güncel değeri, çeviriyi görünmeyen bir aracılık faaliyeti olmaktan çıkarıp edebiyatın dolaşımını belirleyen yaratıcı bir emek olarak merkezine alması.
Bir öykünün sınav kâğıdına sığmayan tarafı
Yarışmanın odağına Sabahattin Ali’nin yerleştirilmesi tesadüfi değil. Yazarın öyküleri, gündelik hayatın içinde sınıf, yoksulluk, adalet, taşra, yalnızlık ve iktidar ilişkilerini yoğun ama açık bir anlatımla taşır. Bu açıklık, çeviri açısından kolaylık anlamına gelmez. Bir öyküdeki konuşma ritmi, yerel ifade, sessizlik, ironi ya da toplumsal mesafe, hedef dilde aynı etkiyi kendiliğinden üretmez. Çevirmen adayının görevi sözcükleri karşılıklarıyla değiştirmek değil; metnin tonunu, insan ilişkilerindeki gerilimi ve anlatının temposunu başka bir dilde yeniden kurmaktır.
Bu nedenle yazılı sınav biçimi, ilk bakışta geleneksel görünse de önemli bir tartışmayı açıyor. Sözlük kullanımının serbest bırakılması; buna karşılık elektronik cihazların yasaklanması, çeviri pratiğinde araç bilgisi ile yorum sorumluluğu arasındaki ayrımı belirginleştiriyor. Sözcüğün anlamı bulunabilir; fakat hangi karşılığın o cümlede, o karakterin ağzında ve o tarihsel atmosferde işleyeceğine karar vermek hâlâ çevirmenin işidir. Edebiyat çevirisinde belirleyici olan, kelime haznesinden çok metni okuma biçimidir.
Beş dil, tek yönlü olmayan bir edebiyat haritası
Yarışmanın Almanca, Arapça, Farsça, Fransızca ve İngilizceyi bir araya getirmesi, Türkiye’de çeviri tartışmasının çoğu zaman daraltıldığı yönü de genişletiyor. Yayıncılık dünyasında yabancı dillerden Türkçeye aktarımlar yoğun biçimde görünürken, Türkçe edebiyatın farklı dillere taşınması daha dağınık, daha uzun soluklu ve kurumsal desteğe daha bağımlı bir süreç olarak ilerliyor. Oysa bir yazarın uluslararası dolaşıma girmesi, yalnızca hak satışlarıyla ya da tekil baskılarla gerçekleşmiyor. Editörler, ajanslar, üniversiteler, fonlar ve özellikle nitelikli çevirmenler bu dolaşımın birbirine bağlı halkalarını oluşturuyor.
Sabahattin Ali gibi edebiyat tarihindeki yeri güçlü bir yazar üzerinden çalışmak, genç çevirmenlere yalnızca kanonik bir metin vermek anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Türkçe edebiyatın başka dillerde nasıl duyulabileceği sorusunu somutlaştırıyor. Bir öykünün Almancadaki sertliği, Arapçadaki duygusal yoğunluğu, Farsçadaki ritmi, Fransızcadaki mesafesi ya da İngilizcedeki yalınlığı birbirinin kopyası olmayacak. Fakat her başarılı çeviri, kaynak metnin dünyasına sadakat ile hedef dilin edebî imkânları arasında yeni bir denge kurmak zorunda.
Genç çevirmeni yetiştirmek, yayıncılığın altyapısını kurmak
Yarışma duyurusunda değerlendirme ölçütleri arasında kaynak ve hedef metne hâkimiyetin, kavramların, kültürel ögelerin, kalıplaşmış sözlerin ve dilbilgisi kurallarının doğru kullanımının sayılması dikkat çekiyor. Bu çerçeve, edebiyat çevirisinin yalnızca yetenek ya da dil hâkimiyetiyle açıklanamayacağını hatırlatıyor. Çevirmen, iki dil arasında çalışan bir aktarıcı olmanın ötesinde; bağlam araştıran, üslup tartan, kültürel çağrışımları denetleyen ve metnin etik sorumluluğunu üstlenen bir okurdur.
Türkiye’de genç çevirmenlere yönelik düzenli, görünür ve nitelik odaklı alanların çoğalması bu yüzden önem taşıyor. Çünkü yayınevlerinin çeviri programları, uluslararası kitap fuarları ve telif ilişkileri ancak yeni kuşakların mesleğe sürdürülebilir biçimde katılmasıyla güçlenebilir. 3. Genç Çevirmen Adayları Yarışması’nın asıl vaadi de ödülün ötesinde burada yatıyor: Türkçe edebiyatı başka dillere açacak isimlerin yetişmesini, çevirinin arka planda kalan emeğinin daha erken aşamada tanınmasını ve edebiyatın sınır aşan hayatının daha sağlam bir zemine kavuşmasını mümkün kılmak.



