Salman Toor’un Londra’daki ilk büyük Avrupa kişisel sergisi, çağdaş figüratif resmi yalnız temsil politikaları üzerinden değil, sanat tarihinin merkezine kimin yerleştirildiği sorusu üzerinden de yeniden düşünmeye çağırıyor.
3. Adana Mimarlık Festivali, 15–17 Ekim’de Adana Müzesi’nde mimarlığın malzeme, hikâye ve kamusallıkla ilişkisini “Kurmaca: Malzeme ve Yapı Öyküleri” başlığı altında tartışmaya açıyor. Asıl mesele, festivalin takviminden çok, endüstri mirası içindeki müze yerleşkesini üretimin ve karşılaşmanın etkin bir parçası sayması
Aphrodite’e adanmış antik kent Aphrodisias, korunmuş anıtları, 270 metrelik stadyumu ve mermer heykeltıraşlık mirasıyla öne çıkıyor. Ören yerinin girişindeki Afrodisias Müzesi, kazılardan çıkan eserleri bir araya getiriyor.
Afyonkarahisar Kalesi, volkanik bir kaya kütlesi üzerinde yükselen ve farklı dönemlerin savunma, inanç ve kent hafızasını bir araya getiren simgesel bir yapı.
İzmir’de Kemeraltı ile Kadifekale arasında yer alan Agora Örenyeri, Symrna antik kentinin Helenistik ve Roma dönemlerindeki idari, sosyal, kültürel ve dini merkezini görünür kılan çok katmanlı bir arkeolojik alandır.
Yunt Dağı’nın dağlık coğrafyasında kurulan Aigai, kent meclisi, agora, kutsal alan ve tiyatroyla görünür olan Hellen yerleşim düzenini; hayvancılığa dayalı ekonomik geçmişiyle birlikte izlemeye açıyor.
Mahmut Nedim Efendi Konağı’nda tamamlanan restorasyon, yalnızca depremden zarar gören bir yapının onarımı değil; Şanlıurfa’nın yakın tarihini mimarlık, sergileme ve kamusal erişim üzerinden yeniden düşünme fırsatı.
2026 Booker Ödülü kısa listesi, yerleşik isimlerle ilk kez bu aşamaya çıkan yazarları aynı hatta buluşturuyor. Altı romanlık seçki, ödül sezonunun yalnızca bir yarış değil, edebiyatın hangi biçimlere alan açtığını gösteren kamusal bir tartışma olduğunu da hatırlatıyor.
212 Photography Istanbul kapsamında Tophane-i Âmire’de yan yana gelen Yann Arthus-Bertrand ve Helene Schmitz sergileri, doğayı manzaradan bitkiye uzanan iki ayrı fotoğraf diliyle düşünmeye çağırıyor.