Pera Film, 9 Eylül’de başlayan “Şimdi Uzaklardasın” programıyla yedi kült filmi Beyoğlu’nda yeniden beyazperdeye taşıyor. 11 Ekim’e dek sürecek seçki; David Lynch, Quentin Tarantino, Coen Kardeşler, Brian De Palma, John Hughes, Richard Linklater ve Hal Ashby’nin filmlerini aynı çatı altında topluyor. Bu buluşmanın asıl değeri, tanıdık başlıkları bir nostalji vitrini gibi sıralamasında değil; birbirinden farklı dönemlerin sinema dillerini, bugün hâlâ canlı kalan gerilimleriyle karşı karşıya getirmesinde.
Karanlık atmosferden popüler anlatıya: İlk eşik
Seçkinin en sert başlangıç noktası, Lynch’in ilk uzun metrajı “Eraserhead”. Endüstriyel kâbusun içinde şekillenen film, anlatıdan çok ses, mekân ve huzursuzlukla çalışan bir sinema öneriyor. 9 Eylül’deki ilk gösterimin ardından film 4 Ekim’te yeniden programda. Bu iki tarih, filmi yalnızca Lynch filmografisinin başlangıcı olarak değil, düşük bütçeli ve deneysel üretimin kalıcı etkisini düşünmek için de bir fırsata dönüştürüyor.
12 Eylül’de gösterilecek “Ucuz Roman” ise bambaşka bir enerji taşıyor. Tarantino’nun parçalı anlatısı, suç filmi kalıplarını diyalog, müzik ve zaman sıçramalarıyla yeniden düzenleyen 1990’lar sinemasının güçlü eşiklerinden biri. Aynı gece Engin Ertan’ın DJ seti, filmin müzikle kurduğu ilişkiyi salon dışına taşıyacak. Gösterim sonrası etkinliğin ücretsiz ve rezervasyonsuz olması, programın seyri tekil bir izleme anından çıkarıp ortak bir gece ritmine açma arzusunu belirginleştiriyor.
Gençlik filmlerinin yaş meselesi
“Kahvaltı Kulübü” ile “Genç ve Heyecanlı”, gençlik filmlerini yalnızca bir yaş grubunun hikâyesi olmaktan kurtaran iki farklı durak. 13 Eylül’de gösterilecek John Hughes imzalı “Kahvaltı Kulübü”, okulun disiplin alanında birbirinden ayrı sosyal kimliklerin geçici bir ittifak kurmasını izliyor. 19 Eylül’deki Richard Linklater filmi “Genç ve Heyecanlı” ise mezuniyet eşiğindeki gençlerin bir gün ve geceye yayılan serbest dolaşımını merkeze alıyor.
Bu iki filmi arka arkaya düşünmek verimli: Biri kapalı bir mekânda etiketleri çözerken, diğeri açık şehir ve ev ortamlarında aidiyet arıyor. 19 Eylül akşamı Doğu Yücel’in DJ performansı da Linklater’ın dönem duygusunu müzik üzerinden genişletecek. Böylece seçki, geçmişe dönük bir beğeni listesinden çok, gençliğin sinemada hangi seslerle, hangi mekânlarla ve hangi toplumsal rollerle temsil edildiğine dair bir karşılaştırma alanı kuruyor.
Tür sineması, oyun ve bakış
18 Eylül’de Brian De Palma’nın “Yılan Gözler”i, tür sinemasının biçimsel cesaretini öne çıkarıyor. Politik komplonun çevresinde gelişen film, kameranın hareketi ve mekânın sıkışıklığıyla gerilimi yalnızca olay örgüsüne bırakmıyor. 20 Eylül’deki “Harold ve Maude” ise ölüm, yaş farkı ve toplumsal normlar gibi ağır görünen meseleleri tuhaf, hafif ve özgürleştirici bir tonla ele alıyor. Hal Ashby’nin filmi, kültleşmenin bazen ilk karşılaşmadaki başarıdan değil, yıllar içinde oluşan seyirci yakınlığından doğduğunu hatırlatıyor.
Programın son iki durağı, 26 Eylül’de yeniden gösterilecek “Büyük Lebowski” ile 11 Ekim’teki ikinci “Ucuz Roman” gösterimi. Coen Kardeşler’in filmi, dağınık karakter dünyası ve gevşek dedektiflik örgüsüyle tür beklentilerini oyun alanına çeviriyor. 26 Eylül gecesinde Nil Kural ve Murat Güneş’in DJ seti de bu oyunsu tonu sürdürmeyi hedefliyor.
Seyri bir programa dönüştürmek
“Şimdi Uzaklardasın” için en iyi yaklaşım, yedi filmi art arda tüketilecek bir kanon olarak görmek değil. Lynch ve De Palma’yı sinema dilinin baskısı için; Hughes, Linklater ve Ashby’yi kuşaklar, arzular ve normlar üzerine düşünmek için; Tarantino ile Coen Kardeşler’i ise popüler sinemanın alıntı, müzik ve tür hafızasıyla oynama biçimleri için seçmek mümkün. Film gösterimleri indirimli müze giriş biletiyle izlenebiliyor; aksi belirtilmedikçe programdaki seanslarda 18 yaş sınırı uygulanıyor.
Bu seçkinin İstanbul’daki karşılığı, dijital katalogların sınırsız erişimine karşı sinema salonunun sınırlı ama yoğun zamanını yeniden hatırlatması. Aynı filmler ekranlarda bulunabilir; fakat belirli bir saatte, ortak bir karanlıkta ve birbirine komşu başlıklarla izlenmeleri, onları yeniden güncel bir tartışmanın parçası hâline getiriyor.



