SALT Beyoğlu’nda 16 Eylül’de açılan “Denizaşırı: Özer Kabaş ve Zamanları”, Özer Kabaş’ı yalnızca figüratif resmin önemli isimlerinden biri olarak değil, disiplinler arasında hareket eden bir sanatçı, öğretmen ve yazar olarak ele alıyor. 14 Mart 2027’ye dek sürecek sergi, 1960’lardan 1990’lara uzanan üretimi resim ve özgün baskıyla sınırlamıyor; takı tasarımını, sinemayı, tiyatroyu, metinleri ve arşiv malzemesini aynı düşünsel haritaya yerleştiriyor. Bu nedenle sergi, tek bir sanatçı retrospektifinden çok, Türkiye’de modern sanatın nasıl eğitim kurumları, kolektif üretimler ve farklı görsel diller üzerinden şekillendiğini izlemek için güçlü bir rota öneriyor.
1. Resimle yetinmeyen bir sanatçı profili
Serginin ilk anahtarı, Kabaş’ın pratiğindeki çoğulluk. Resimleri ve özgün baskıları, sanatçının görsel dile ilişkin arayışının merkezinde duruyor; fakat serginin asıl değeri, bu üretimleri başka alanlarla yan yana getirmesinde. Urart Sanat Atölyesi için tasarladığı takılar, İstanbul Hatırası adlı filmi ve Marmara Adası’nda Altan Gürman’la gerçekleştirdiği belgesel çalışma, Kabaş’ın sanat nesnesini tekil bir türün içine kapatmadığını gösteriyor. Ziyaret rotasında bu farklı mecraları birbirinden kopuk “yan işler” gibi değil, aynı araştırmanın değişen yüzleri olarak okumak gerekir. Kabaş için çizgi, yüzey, hareket ve kurgu; farklı araçlar kullansalar da ortak bir düşünme biçiminin parçalarıdır.
2. Figür ile soyut arasındaki eski tartışmayı yeniden düşünmek
Kabaş’ın sanatındaki önemli gerilimlerden biri, Türkiye resminde uzun süre belirleyici olan figüratif ve soyut yönelimler arasındaki ayrımda beliriyor. Ancak serginin önerdiği okuma, sanatçıyı bu iki kutuptan birine sabitlemek yerine, biçimsel tercihin arkasındaki dünyayla ilişkilendiriyor. Kabaş’ın ilgisi, belirli bir üslubun savunusundan çok, sanatçının yaşadığı coğrafyadan ve deneyimden beslenen özgün bir dil kurabilmesinde yoğunlaşıyor. Bu bakış, sergiyi dönemsel etiketlerin ötesine taşıyor. Bugünün izleyicisi için de verimli olan tam bu: Yapıtların karşısında “hangi akıma ait?” sorusundan önce, “hangi görme ve ilişki kurma imkânını açıyor?” sorusunu sormak.
3. Atölye, sınıf ve kampüs: Sanat eğitiminin görünmeyen tarihi
“Denizaşırı”nın en güçlü damarlarından biri, Kabaş’ın eğitimciliğini sanat pratiğinin dışında tutmaması. Robert Kolej’deki öğretim üyeliği, kampüs kültürüne katkısı ve daha sonra İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki çalışmaları; üretimin yalnızca atölyede gerçekleşmediğini hatırlatıyor. Sanat eğitimi burada teknik aktarımın ötesinde, tartışma alanı açma ve öğrenciler için ortak bir düşünme zemini kurma meselesi olarak beliriyor. Kabaş’ın Yale’de edindiği Bauhaus etkili yaklaşımı Türkiye’deki temel sanat eğitimiyle buluşturması da serginin arka planında önemli bir izlek oluşturuyor. Bu bölüm, Türkiye sanat tarihini yalnızca sergiler ve yapıtlar üzerinden değil, derslikler, kulüpler, programlar ve arkadaşlıklar üzerinden düşünmeye çağırıyor.
4. Arşiv, geçmişi dondurmak yerine dolaşıma soktuğunda
Serginin kaynakları arasında yer alan belgeler, fotoğraflar ve yazılar, Özer Kabaş’ın üretimini tamamlayan bir dipnot işlevi görmüyor; anlatının aktif bileşenlerine dönüşüyor. Bu tercih, arşivin sanatçıya dair kesin ve kapalı bir portre vermediğini, aksine eksik bağlantıları görünür kıldığını düşündürüyor. Kabaş’ın sanat tarihi ve sanat eğitimi üzerine metinleriyle yapıtları arasındaki ilişki de bu zeminde daha belirginleşiyor. Sergiyi gezerken resimlerin yanında duran malzemelere zaman ayırmak, yalnızca bir dönemin görsel dünyasını değil, o dünyayı kuran tartışmaların ritmini de yakalamayı sağlayacaktır.
Beyoğlu’ndaki bu uzun soluklu sergi, özellikle Türkiye modernizmini tek bir sanatçı kuşağı ya da biçim tartışmasıyla sınırlamadan okumak isteyenler için dikkate değer. “Denizaşırı”, Özer Kabaş’ın çok yönlü üretimini merkeze alırken, sanatın kurumlarla, eğitimle, tasarımla ve hareketli görüntüyle kurduğu bağları da yeniden tartışmaya açıyor. Bu yüzden serginin rotası, bir sanatçının odasından başlayıp Türkiye’nin kültürel hafızasında genişleyen bir geçit gibi düşünülebilir.



