1963 yılında, bugün Yassıhöyük olarak tanınan ve kaynakta 500 nüfuslu küçük bir köy olarak tarif edilen yerleşimin yanında kurulan Gordion Müzesi, koleksiyonunu kronolojik bir sergileme düzeniyle sunuyor. Her dönem, karakteristik örneklerle temsil edilirken sergi kurgusu, farklı zaman katmanlarını eserler üzerinden izlemeye imkân veriyor.
Erken dönemlerden Frig dünyasına
Müzedeki üç vitrinde Eski Tunç Devri eserleri ile onları izleyen, Kral Midas ile son bulan Erken Frig Dönemi’ne ait buluntular yer alıyor. Bu bölümde Erken Demir Çağı’nın el yapımı çanak çömlekleri; Erken Frig Çağı’nın demir aletleri ve tekstil üretim aletleri sergileniyor. Seçki, gündelik üretim ve malzeme kültürüne ilişkin nesneleri aynı kronolojik hat üzerinde buluşturuyor.
Panoramik vitrinde bir yapı
Yeni sergi salonundaki panoramik vitrinin odağında, M.Ö. 700 yıllarına tarihlenen tahrip katına ait tipik bir yapı bulunuyor. Yapı sunumu, müzedeki nesne merkezli anlatıya mekânsal bir boyut ekliyor; kronolojik sergilemenin içinde belirli bir katmanı görünür kılıyor.
Seramiğe, mühre ve sikkeye uzanan seçki
Yeni salonun geri kalanında M.Ö. 6. yüzyıldan M.S. 4. yüzyıla uzanan ithal Yunan seramiği ile Hellenistik Çağ ve Roma Dönemi malzemeleri sergileniyor. Son bölüm ise Gordion’da ele geçen mühür ve sikke örneklerine ayrılıyor. Böylece müze, farklı dönemlere ait seramik, araç, mimari sunum, mühür ve sikke örneklerini birbirini takip eden bir düzen içinde bir araya getiriyor.
Fotoğraf: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı / muze.gov.tr