Efes Örenyeri, Antikçağ’ın Anadolu başkenti olarak tanımlanan görkemli bir metropolis. Binlerce yıldır ayakta olan mimari eserleriyle dikkat çeken alan, Dünya Miras Listesi’nde yer alıyor. Anadolu’nun ana tanrıça Kybele geleneğine dayalı Artemis Tapınağı’nın Efes’te bulunması da örenyerinin önemini belirleyen başlıklardan biri. Hellenistik ve Roma başta olmak üzere farklı uygarlıklara ait kentleşme, mimarlık ve din tarihinin simgeleri burada bir araya geliyor.
Kesintisiz yerleşimin merkezi
Efes, tarih öncesinden Hellenistik, Roma, Bizans (Doğu Roma), Beylikler ve Osmanlı dönemlerine uzanan kesintisiz yerleşim geçmişi boyunca politik ve ticari bir merkez oldu. M.Ö. 7000 yıla kadar uzanan tarihi içinde bilim, kültür ve sanatta önemli bir rol üstlenen kent, Doğu ile Batı —Asya ile Avrupa— arasındaki başlıca kapılardan ve önemli liman kentlerinden biri olarak anılıyor. Kaynak metinde, Efes’teki kazıların geçmişinin 125 yıla yaklaştığı; henüz tümüyle ortaya çıkarılamayan alanın Anadolu arkeolojisine yeni boyutlar kazandırmayı sürdürdüğü belirtiliyor.
Anıtsal yapılar ve kamusal alanlar
Örenyerinin “aşağı” ve “yukarı” olarak adlandırılan, aralarında üç kilometre bulunan iki kapısı var. Efes’le özdeşleşen en ünlü kalıntı ise sütunlarıyla öne çıkan Celcus Kütüphanesi. M.S. 2. yüzyıla tarihlenen yapı, İskenderiye ve Pergamon’dan sonra antik çağın en önemli kütüphanelerinden biri olarak gösteriliyor.
Kuretler Caddesi üzerindeki Hadrian Kapısı ve Hadrian Tapınağı; Artemision, büyük tiyatro, stadyum, ticaret ve devlet agoraları, Prytaneum, odeon ve antik liman örenyerinin diğer dikkat çeken kalıntıları arasında sıralanıyor. Örenyeri sınırları içindeki Yamaçevler ayrı girişe sahip. Hz. Meryem’in İsa’nın annesi olarak kabul ve ilan edildiği 431 tarihli Ekümenik Konsülün gerçekleştiği Meryem Kilisesi de alanın öne çıkan yapılarından.
Fotoğraf: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı / muze.gov.tr