Mimari karakteriyle öne çıkan yapı
Denizli Atatürk ve Etnografya Müzesi’nin bulunduğu bina; dış yapısı, planı, pencere formları ve süsleme özellikleriyle Sakız üslubu olarak tanımlanır. İki katlı yapı, ortada bir sofa ve bu sofaya açılan odalardan oluşan planıyla dikkat çeker. Yapının mimari kurgusu, müze deneyiminin yalnız sergilenen nesnelerden değil, odalar arasında kurulan mekânsal ilişkiden de beslenmesini sağlar.
1977 yılında Kültür Bakanlığı tarafından anıt eser olarak tescil edilerek koruma altına alınan bina, sonraki yıllarda onarım ve teşhir düzenlemelerinden geçmiştir. Atatürk’ün doğumunun 100. yılı kapsamında 1981’den 1983 sonuna dek gerçekleştirilen çalışmaların ardından, 1 Şubat 1984 tarihinde müze olarak ziyarete açılmıştır. Yapının yıpranması üzerine gerçekleştirilen restorasyon ve teşhir yenilemesinin ardından ise 4 Şubat 1999 tarihinde yeniden ziyarete açılmıştır.
Atatürk’ün Denizli ziyareti ve yapının geçmişi
Bina, Cumhuriyetin ilk yıllarında parti binası olarak kullanılmıştır. Ulu Önder Atatürk, 4 Şubat 1931’de Denizli’ye gelişlerinde burada bir gece misafir edilmiştir. Bu hatıra, yapının Atatürk’e ilişkin tarihsel bağının merkezinde yer alır.
1950’li yıllardan sonra Sağlık Bakanlığı’na tahsis edilen bina, bir süre Verem Savaş Dispanseri olarak hizmet vermiş; daha sonra koruma altına alınarak müzeye dönüştürülmüştür. Böylece yapı, farklı kamusal işlevler üstlenmiş geçmişini müze kimliği içinde taşımayı sürdürür.
Etnografya ve konak düzeni
Müzenin alt katında etnografik eserler sergilenir. Üst kat ise Atatürk’e ait eserlerin yer aldığı iki oda dışında, diğer odaların konak olarak düzenlenmesiyle farklı bir sergileme yaklaşımı sunar. Bu kurgu, binanın konut ölçeğindeki odalarını koruyarak etnografik anlatı ile Atatürk’e adanmış bölümleri aynı çatı altında buluşturur.
Fotoğraf: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı / muze.gov.tr